NBA All Star 2010 Yetenek Yarışmaları

Biliyorsunuzki dün gece All Star 2010 yarışmaları vardı.Her sene olduğu gibi bu senede izledim.Gece ilk olarak şut yarışması ile başladı.Bu yarışmada Atlanta, , Los Angelas ve Sacramento takımları vardı.Bu yarışmayı kazanan takımı oldu.Sonrasında yarışması oldu.Burada ise Deron Williams, Steve Nash, Brandon Jennigs ve Russel Westbrock vardı.Bu yarışmada final bölümünde Steve, Deron Williams ile karşı karşıya geldi Deron çok iyi başladı fakat sondaki pası kaçırınca yarışmayı Phoenix Suns takımından Steve Nash kazanmış oldu.Sonrasında 3 sayı yarışması vardı.Bu yarışmada ise Stephenn Cury, Danillo Ganniarri, Channig Frye, Paul Pierce ve Daequean Cook vardı.Boston Celtics’i tuttuğum için bu yarışmayı Paul Pierce’ın kazanmasını isitiyordum ve öylede oldu.Yarışmayı Boston Celtics takımından Paul Pierce kazandı.Gecenin sonunda ise yarışması vardı.Bu sefer çok çekişmeli oldu özellikle Nate Robinson ve Demar DeRozan arasında çok çekişmeli oldu.Nate en iyi smacını sona sakladı.Deron ise son smaçda yaptığı kötü performansdan dolayı 2.lik ile yetindi.

Gözler bu geceye çevrildi Doğu ve Batı takımından kıran kırana mücadele olucak

Diğer kategorisine gönderildi | | 4 yorum

Recep İvedik 3 hakkındaki izlenimlerim

Biliyorsunuz İvedik serisinin 3. filmi olan Recep İvedik 3 cuma günü vizyona girdi.Tabi bizde hemen gittik filme.Bu filmde önceki filmlerdeki gibi çok küfür yoktu.Filmi kısaca özetlemek gerekirse Recep bunalım geçiriyor, hocalara gitti, ava çıktı, pisikoloğa gitti ama hiçbiri işe yaramadı.Sonrasında akrabası bununla kaldı.Sosyal aktivitelere gidiyor olmadı.Akrabası evden gitmeden önce Recep’e bir arkadaş bıraktı Behlül adında bir keçi.Filmde hoşuma giden sahneler

  • Başında lili şarkısı ile kadınların oynaması
  • Hoca sahnesi
  • Paintball
  • Doa ile yaptığı hareketler ve kıçından vurulması
  • Karete sahnesi

Şimdi film harbi harbi güzeldi.İzlenim sayısında Yahşi Batı ile Recep İvedik 3 vardı.Fakat Yahşi Batı komediye çok yer vermediği için ve Cem Yılmaz’ın ince espirilerinden dolayı çok eleştirildi.Fakat Recep İvedik 3 herzamanki yerini korudu ve Yahşi Batı’yı rahatlıkla geçti

Sinema kategorisine gönderildi | | 4 yorum

Korsan Windows 7 kullananlar dikkat

Merhabalar.
kullanım deyince en çok kullanan ülkelerden birisiyiz. A dan Z ye herşeyin korsanız var ülkemizde, tabi kullananlar da.

Korsan kullananlara felaket haberi: Microsoft’un yeni planı çok yakında…

Microsoft, Windows 7′nin orijinal olup olmadığını kontrol etme metodunu elden geçirdi. Korsan kullananları tespit ederek işletim sistemlerini aktive edilmemiş hale getirecek olan bu kontrol önümüzdeki günlerde gerçekleşecek.

Windows Genuine Advantage Program yöneticisi Joe Williams, bu yöntemin önceden OEM olarak aktive edilmiş gibi gösteren, ya da toplu key oluşturucuları kullanarak kendini orijinal gibi gösteren işletim sistemlerini tespit edebileceğini belirtti. Korsanların geliştirdiği yeni yöntemlere karşı, Microsoft’un da boş durmadığını aktardı.

Yeni uygulama ile birlikte, korsan olarak aktive edilen Windows 7′ler deaktive edilecek. Ancak kullanıcılar bu işlemin ardından Windows 7 dışına itilmeyecek. Onun yerine Windows 7, “korsan kullanım” ile ilgili uyarılar göstererek kullanıcıyı orijinal sürüme geçmesi için uyaracak.

Bir diğer tahmin ise, daha önceki uygulamalarda da olduğu gibi, bu güncellemenin otomatik güncelleme üzerinden geleceği yönünde.

Windows 7 Starter Edition ve Basic sürümlerinde korsanlık nadir olduğu için bu sürümler kontrolün dışında tutulacak.

İnternet ve Teknoloji kategorisine gönderildi | | 5 yorum

Ulvi – Bülent Çolak’ın Hakkında Düşünelim.

Merhabalar. Heralde tanımayanınız yoktur? dizisinin adlı karakteri. Önce diziden başlıyalım, sonra yavaş yavaş ’ye gelelim :} Geçen sene yaz tatilinde yayın hayatına başladı . Normal vizyondaki yani devam eden diziler sezon tatiline girdikleri zaman yaz tatilinde yeni diziler başlar. ’de o dizilerden birisi. Ama yazın başlayan bu diziler genellikle diğer diziler geleceğinden dolayı tatil bitimi bu dizilerde biter. Ama , o zamandan beri hala vizyonda yani devam ediyor.. Bu dizinin tutulduğunun göstergesidir. Gerçektende izlenmeyecek dizi değil yani. Oyuncuları olsun, senaryosu olsun, dizide geçen replikler olsun tamamiyle süper. Bende dizinin sıkı takipçilerindenim.
Özellikle herkesin bildiği gibi Ufuk Özkan’ın (Cevahir) Ulvi’ye söylediği replikler mükemmel. Bu replikler alıntı değilmiş. Tamamiyle diziyi yazan senaristlere ait. Replikler ayrı bir güzel zaten. İnşallah da dizi böyle devam eder, ki inanıyorum buna. Şimdi Bülent Çolak’ın biyografisini ve dizide Ulvi’ye söylenen replikleri paylaşacağım sizlere..

Bülent Çolak Kimdir

Geniş Aile dizisinde Ulvi karakteriyle ekranlarda beğeni toplayan Bülent Çolak, 20 Eylül 1977 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Reis Çelik’in yönettiği 1998 yapımı “Hoşçakal Yarın” adlı filmde Hüseyin İnan karakterini oynamıştır. Gönül Yarası ve Joenjoy gibi filmlerde de çeşitli roller alan Bülent Çolak, Fırtına ve Hırsız Polis adlı dizilerde de oynamıştır.

Dizide Ulvi’ye Söylenen Bazı Replikler

yancı ulvi
şerbetçi ulvi
çakma turist rehberi ulvi
vasat ulvi
az ulvi
kahya ulvi
%2 ulvi
herhangi bir ulvi
cünüp ulvi
geçersiz ulvi
şoförle konuşan ulvi
arkadaki boş yere ilerlemeyen ulvi
üçüncü dünya ulvisi
rezervsiz ulvi
dışa bağımlı ulvi
arta kalan ulvi
dışarıya verilen ulvi
takımdan ayrı kalan ulvi
futbola elverişsiz ulvi
her dört kişiden biri ulvi
kara kobra ulvi
çıngıraksız ulvi
vurmaya kıyamadığım ulvi
enfeksiyon ulvi
açıkta satılan ulvi
sinek arabasının peşinde koşan ulvi
saygısız turtle
lanet olası federal ulvi
matbaayı çok sonradan keşfeden ulvi
parasının üstünü alamayan ulvi
atletico ulvi
topla birlikte ayakkabısı da uçan ulvi
tamamı çizgiyi geçmeyen ulvi
muz orta ulvi
çorapla koşan ulvi
saydam ulvi
kauçuk ulvi
kafasında limon çekirdeği kalan ulvi
yok denecek kadar az ulvi
genetiği değiştirilmiş ulvi
aşılı ulvi
çirkin sağbek ulvi
vitaminsiz ulvi
gıdasız ulvi
tüzüklerin efendisi ulvi
yarım yamalak ulvi
lüzumsuz ulvi
gocuksuz ulvi
kışın araba iten ulvi
naylon poşetle bayır aşağı kayan ulvi
05 ucu olup da vermeyen ulvi
şampuanı sulandırıp sulandırıp kullanan ulvi
kırışık ulvi
belediyenin verdiği yetkiye dayanamayan ulvi
paslı çiviyle oynarken tetanos olan ulvi
aya kadar yüzeceğim diyip yakamoz olan ulvi
alman usulü akbil basan ulvi
balkondan aşağı tüküren ulvi
kuyrukta önüne geçen adama ses etmeyen ulvi
bön bön bakan ulvi
demliğin altını sıyırmayıp bacağımı ıslatan ulvi
arkaya bakmadan arka serbest diyen ulvi
andropoz olacağım diye yanlışlıkla menopoz olan ulvi
papaza subhaneke okuyup aforoz olan ulvi
eksik ulvi
tavanın kulpundan tutmayan ulvi
elini ısıtmak için egzozu kavrayan ulvi
şampuandan gözleri yanan ulvi
yolcu otobüsünde milletin çocuğunu görmeyp üstüne oturan ulvi
otobüste boş koltuk kovalayan ulvi
çaya kaç şeker attığını unutup bir daha atan ulvi
kilosunu bildiği halde tartılan ulvi
kafasını duvara çarpınca uyumaya korkan ulvi
abdest alırken önce ayaklarını yıkayan ulvi
bandın ucunu kaçırıp bulamayan ulvi
yüzde seksenbeş ulvi
tamamı çizgiyi geçmeyen ulvi
aklının dibine beton döktüğümün ulvisi
salı pazarına ctesi giden ulvi
20 yle giden arabının arkasına asılan ulvi
cuma namazını salı günü kılan ulvi
tek dişi kırılmış şarj cihazı ulvi
ağzını açıp konusmayan ulvi
bilgisayarı acıp ekranı kapayan ulvi
internet olmadan faceye girmek isteyen ulvi
”İddaa da Ankaraspora banko oynayan ulvi”
Ağızda dağılmayan Ulvi
arkaya bakmadan arka serbest diyen ulvi
0.7 ucu olup ta vermeyen ulvi
otobüs fren yapınca herkesten çok sallanan ulvi
abdest almadan namaza duran ulvi
kız tavlamak için gazoza ilaç atıp yanlışlıkla kendi içen ulvi
yağmurlu havada bahçe sulayan ulvi
yılbaşında oruç tutan ulvi
Sıfatına tükürdüğüm ulvi

Televizyon kategorisine gönderildi | | 8 yorum

Kendini Pazarlama Olayı

Başlık ilk okunuşta farklı yerlere çekilebilecek nitelikte. Bunun farkındayım, ancak bu da bir nevi pazarlama metodu. İlerleyen cümlelerde daha net anlaşılabilir sanırım.

Kendini pazarlamak derken, “karşımızdaki insana, kendimizi hangi statüde tanıtacağımız.” kavramını izah etmeye çalıştım. Her neyse, açıklama bölümünü fazla uzatmamakta yarar var.

Ülkemizde insanlarda genelde görülen bir özellik. Her ne kadar insanlar bunun üzerine kafa yormamış olsa da; genlerden midir bilinmez, pazarlayan pazarlayana. Bir insan düşünün, özel bir yeteneği bulunmamasına rağmen kendini yücelterek başarı sağlıyor. Başka bir insan düşünün, kendine özgü yetenekleri mevcut olduğu hâlde başka insanlara bunları sergileyemiyor. İşte tam bu noktada başlığa yazdığım kavram gündeme gelmeli. Birşeyler başarmak isteyen insan öncelikle kendini kanıtlama çabası içerisine girecektir. Her ne kadar yeteneklerini üst düzeyde kullanıyor olsa bile kendini pazarlayamadıktan sonra başarılı olması şansa kalır. Messi futbol sahasına çıktığında Messi’dir. Evinin arka bahçesinde değil!

Daha açık olması için şöyle bir örnek verebilirim. Bir öğrenci velisi düşünün. Sürekli “benim oğlum çok zeki ama neden dersleri düşük geliyor anlayamıyorum?” açıklamasında bulunuyor. (Annelerin %99′u oğlunu Einstein’dan daha zeki sanar.) Peki sorun nerde o zaman? Sorun çocuğun yeteneklerini sergileyememesinde. Yani kendini öğretmene açıklayamamasında. Buradan hareketle düşünecek olursak, topluma adapte olamamış; asosyal insanların yeteneklerinin farkında olmadıklarını ve de kendilerini pazarlayamadıklarını açıkca söyleyebiliriz.

Öyle ki başarısızlık duygusu da, öğrenilmiş çaresizlik de biraz bundan kaynaklanıyor bana göre.

Güncel örnek verirsem galiba söylediklerim daha da anlamlanır. ABD başkanı OBAMA’yı düşünün. Adam çok kadar insancıl gözüküyor, insanlarla iletişimi üst düzeyde. Peki toplum mu onu başkanlığa getirdi? Bence hayır. Obama kendini Amerikan halkına en iyi şekilde pazarladı. İnsanları başarılı ve yetenekli olduğuna inandırdı. Ödülünü de aldı nitekim.

Doğuştan her insanın yetenekli olduğunu düşünürsek, herkesin birşeyleri başarma fırsatı vardır. Yeter ki kendinizi kanıtlayın. Yani karşınızdakilerin yeteneğinizin farkına varmasını sağlayın. Başarılı insanlar hep böyle yapmıştır. Bugünden sonra da böyle olacaktır.

Hızlı bir yazı oldu. Dili bazı arkadaşlara ağır gelebilir. İlk yazının günahı olmaz diyerek saygılar sunuyorum.

Diğer kategorisine gönderildi | 4 yorum

Nejat İşler ; İşler

Bugün gazeteleri okurken Nejat İşler’in Kapalıçarşı’dan ayrılmasından sonra yeni bir dizide ve projhde yer almayaçağını söylemesine rağmen Parmaklıklar Ardında dizisine girdiğini gördüm.

Bu adama hayret ediyorum. Sürekli alköl skandalları ile halkın ilgisini çeken Nejat İşler yeni bir proje ile karşımıza geliyor dizide her imkanın sağlanaçağını söylenmiş ve güzel bir rolle karşımıza geleçeği söylenmiş dizide hangi rolü ve nasıl açağaı merak uyandırırken bazı insanlarında tepkisini çekti özellikle Kapalıçarşı izleyicilerinin, Yorumlar ise negatif yönde bu dizidede en fazla 3 gün kalır yada kovulur gibi dedikodular aldı başını gidiyor.

Ama malesef bunların heps bir yana , İyi işler yapan projelerde yer alıyor. Yani işliyor :) , Umarım bu projedede kalıcı olur halkın tepkisini çekmez yine aynısı olursa halk ve yapımcılar Nejat’a pas vermezler gibime geliyor. Ama bu tip insanlarada ihtiyaç var magazin aleminde :) Değilmi ?

Televizyon kategorisine gönderildi | | 4 yorum

Nedir bu Sevgililer Günü ?

Her yılın ünlü St. Valentines Day‘i. Gene geldi çattı.. Ne amaçla çıkarılmış bişeydir abi bu olay ya. Bu olayı sırf yalnız insanlara acı cektirmek için yapmadılarsa ne olayım ya.. Aslında çokta mantıksız değil. Hatta bu günü kutsal bayram olarak bile kutlayanlar bile var neredeyse. Ki adıda oradan gelir de neyse.. -St. Valentines DayAziz Valentine Günü-
Aslında konuyu biraz daha açalım. Tabi böyle bir günün tek bir manisi olamaz heralde ? Sağolsun saygı değer ingilizce hocamız sayesinde -Allah için ders dışında herşeyi öğretti bize- bayağı bi bilgim oldu şu sevgililer günü olayı hakkında. Aslında hepsi birbiri ile bağlantılı gibi bu olayların.. Yani bizim şu Aşık Valentine var her olayın içinde. Hatta girdiğim bi katolik kilisesinin duvarında, 14 şubat tarihinde inancı yüzünden öldürülmüş üç tane Aziz Valentine geçmektedir.
Şubat ayının aşkla ilişkisi aslında yüzyıllar öncesine dayanmaktaymış. Eski Yunan Takvimlerinde Ocak ayı ile Şubat ayı arasında kalan bölüme Gamelyon (Böyle Olması Lazım) ayı adı verilmişti. Ki zaten bu ayda Tanrıların Kralı Olan Zeus ile Kadın ve Bereket tanrısı olan Hera’nın evliliğine adandığı söylenir..
Tabi bu olay Romada da farklılık göstermekte. Eski Roma takvimlerinde 15 Şubat günü Lupercalia günü olarak kutlanırmış. Yanlış hatırlamıyorsam oda bir tanrının günüydü. Bu tanrının din adamları olarak yaşayan kişiler o gün Tanrıya bir keçi kurban ederlermiş. Herneyse. Bu bayramdan bir gün önce bayram arifesi yani 14 Şubat’ta çeşitli etkinlikler yapılırmış. Bunlardan biride, ülkenin genç erkeklerinin; genç kızların adlarını bir kura ile çekmesi ve bayram boyunca onunla eş olmasıymış. Gerçi sonra Papa bu olayı Dinde yasaklamış ama olsun.. Yani sevgililer günü buradanda geliyo olabilir..
Yani biraz bilgiden sonra şunu demek gerekirse, uzun yıllar geçsede benim 14 Şubat körtalihim sürecek.. Gene bi 14 Şubatta, gene hüzünlü bi günde, sabahlara kadar, alıcam cipsimi kolamı, geçicem internetime, açıcam oyunumu..
Benden şimdilik bu kadar, bi sonraki yazımda görüşmek üzere =)
Mutlu Çiftlere İnat, Yaşasın Bekar Hayat !

Geyik kategorisine gönderildi | | 5 yorum