Merhaba arkadaşlar,
Öncelikle açık kaynak kodlu yazılım nedir bunu öğrenelim.İngilizcesi open-source software yazılımların kaynak kodları tüm kullanıcılara açıktır.Bu özgür yazılım hareketi 1983′te başlamıştır. Okumaya devam et
Merhaba arkadaşlar,
Öncelikle açık kaynak kodlu yazılım nedir bunu öğrenelim.İngilizcesi open-source software yazılımların kaynak kodları tüm kullanıcılara açıktır.Bu özgür yazılım hareketi 1983′te başlamıştır. Okumaya devam et
Son günlerde yada haftalarda yada aylarda ünlü olan ve hayatımızda müziği ile gerekse ilginç dans stili ile bir anda ilgiyi üstlerine çeken bu apaçiler son günlerde ilginç tarzlarıyla emoları biraz geriye iten bu tarz bir çok Facebook Apaçi Fanlarının açılmasına neden oldu.
Şimdi size iki örnek vericem ve bu konu hakkınızda yorumlarını bekliyorum.
İşte tarzıyla ve müziğle müthiş apaçi dansı ve videosu ;
Evet size emoları anlatıcak video bulucam ama önce bu videoya birkaç yorum yazmak istiyorum.Benim hoşuma giden tarafı bu işin müziği arada dansıda izliyorum ama müzik kadar zevk alamıyorum.Bu çocuklar işin biraz çılgını çıkartmışlar.Bazı bel altı hareketleri var ama yaptıkları birkaç hareket apaçi dansı hareketidir.
Buda bir emo arkadaşımızın apaçi dansı gerçekten bu arkadaşın dansından çok etkilendiğimi inkar edemicem
;
Artık sizinde fikirlerinizi almak istiyorum.
Hepimizin içerisinde biraz arabesk manyaklığı vardır bunu kabul ederek başlayalım isterseniz ? Benimde öyle mesela, Kimilerine göre tarz olmasa bile bunları dinlemek insanı rahatlatıyor, Benim sürekli dinlediğim parçalar felan var bunları sizinle paylaşmak istedim. Sürekli bilgisayar başında olduğumuz için zamanın geçmesi veya sıkılmamamız yada yaşadığımız duygusal olaylara bir anlam yüklemek için dinlediğimiz kaliteli eserler, Kimileri eşin, Kimilerin dostun bize önerdiği parçalar dikkat ederseniz sevgili demiyorum çünkü onlar önermez, Yaşatır !
Cengiz İMREN – BEN OLMAYINCA
Ebru GÜNDEŞ – Yılmaz ERDOĞAN – GİTME
İbrahim TATLISES – ELİMDE OLSA
Niran Ünsal – DÖN
Ahmet YILMAZ – Müebbet
Engin NURŞANI – İnsan Sevip Sevdiğini Almazsa
Müslüm Gürses – USTA
Bu sefer yine farklı bir konuya değinmek istedim.Bildiğiniz gibi web sayfaları için domain adı alınıyor.Ama bazen aynı isimler alınabiliyor.Bu konu aslında herkesin kafasında soru işareti bırakan bir konu ve halada tam bir açıklama bulamadım.Örneğin;bloggrup.com adresi bizim sitemiz birisi gidip bloggrup.net alıpta bizim yaptığımızın aynısını yapıp yazılar yazıp tasarımınıda bizim sitemize benzetirse bu durumda yasal haklarımız oluyormuş.
Ama başka bir alanda kullanırsa herhangi bir sorun olmaz diye öğrendim kaynaklardan.Ama bir domain firmasına sorduğumda eğer marka ihalile olursa yasal olarak sorunla karşılaşırsınız diye yanır verdiler.Aynı zamanda bir hukuk danışmanınada sormamı söylediler.Yani bu konu benim gibi bir çok alan adı alan kişileri ilgilendiriyor.İlerde aldığımız bir alanadının başıma sorun getiriceğini bilemiyoruz.
Bu yüzden bu yazıyı yazdım belki bilenler yada hukuk danışmanları bu konuya bir açıklık getirebilirler.Bende eğer araştırmalarımdan bir sonuç elde edersem burdan sizlerle paylaşırım.Umarım bilen bir kişi bu konuda bizi aydınlatır.
O sesi duyunca içimiz cız eder. İçindeki hasta-yaralının götürüleceği yere çabuk ulaşmasını kolaylaştırmak için trafikte ne olursa olsun yol verin, yol vermeye çalışın..
Ambulans sesini duyunca, “banane yaa” diyenlerin olduğu bir ülkede yaşamaktayız.
Kendim şöyle güzel birşey ile karşılaştım: Trafikteydik. Işıklarda kırmızı ışıkta bekliyoruz. Biraz yoğun tabi. Ambulans sesini duyuyoruz.. Ambulans biraz arkalarda kalmış. Ambulansı farkeden her araba kornasına basmaya başlıyor. Korna sesleri git gide artıyor.. Neden? Kırmızı yanıyor ama arkada ambulans var! Yol verin! anlamında.. Çok hoşuma gitti benim. Herkes korna basmaya başlıyor devam edin diye.
Ambulans reklamı vardı birtane. Videosunu bulamadım ama kısaca anlatayım.
Adam trafikte.. Arkasında ambulans var. Yol vermiyor. Devam ediyor, hala yol vermiyor. Bir süre sonra duruyorlar ve ambulanstakiler yol verin diyor, araç şoförü ile tartışma yaşanıyor ve yol vermiyor. Bayaa bir uzuyor bu tartışma. Ambulans yetkilileri hasta ölmek üzere diyorlar en sonunda. Adam geliyor ve bakıyor, ambulansın içindeki kim dersiniz? Babası!.. Evet.. Ambulansa yol vermeyen adamın babası. Ve sonra yol verin diye diğer arabalara kıçını yırtıyor..
Dedim ya. Banane ya diyenlerin olduğu bir ülkede yaşamaktayız.
Yabancı bir ülkede yolda bir kaza oluyor ve sağ duyulu vatandaşlar bakın yolda ambulansın geleceğini düşünerek yolu nasıl açmışlar. Ülkemizde emniyet şeritlerinin dahi dolduğu yollarımızda aynı durum söz konusu olduğunda kaza yerine ambulansın itfaiyenin ulaşması saatler alabiliyor.
Video adresi: Buraya Tıklayın
Bazen içindeki, “sadece bir hasta değil”, sizin bir yakınınız, akrabanız, ailenizden biri bile olabilir!… Ne olursa olsun ambulansa yol verin; yol vermeye çalışın!..
Bugün sizlere farklı bir yazı ile merhaba diyeceğim.
Show Tv’de yayınlanan “ Evcilik Oyunu “ isimli program üzerine birkaç şey söylemek istiyorum , izniniz ile .
Doğrusunu söylemek gerekirse programın başlarında biraz saçma ve boş olduğunu düşünmüştüm. Sanırım biraz önyargılı davrandım duruma. Ama izlemeye ve anlamaya başlayınca işin durumu farklı olmaya başladı. Evlilik adına kurulmuş birer Gerçek Hayatlar’ı ortaya koyuyorlar. Hâl böyle olunca da izleyici kitlesi oldukça fazla olmaya devam ediyor. Nedeni ise çok basit , birkaç kişiden oluşan toplulukların Gerçek Hayatlarını ortaya koymaları ve de evli olan çiftlere bazı davranışların olumlu ya da olumsuz bir örnek sergileyerek dile getirme çabasını sarfetmesini sağlamaktır. Gerçekten de birçok insanın Ailece oturup izleyebilecekleri bir yarışma programıdır.
“ Evcilik Oyunu “ oluşturdukları çiftleri ile de gündem de olmayı başarıyla sağlıyor.
Örnek verecek olursam ;
Kendi & Yiğit
Hakan & Tuğçe
Ozan & Nilay
Mert & Bahar
Programa yeni ve son olarak katılan çift ise ;
Taylan& Sevilay
Tabi ki de yarışmayı İzleyenlerin olduğu kadarı ile izlemeyenlerinizde vardır , Benden size bir tavsiye izlenilmesi gereken hem gerçek hayatların olduğu , hem de zevk alabileceğiniz bir ortam diye düşünüyorum.
Son olarak’ta “ Evcilik Oyunu “ programını “ Show Tv “ ekranlarında izleyebilirsiniz.
Detaylı Bilgi İçin ;
Facebook Resmi Sayfası : http://www.facebook/evcilikoyunu
Ayrıca “ Evcilik Oyunu “ Programı Aşağıdaki Link’ten de takip edebilirsiniz.
Link ;

Yazlar.. Sıcak ve nemli geçer değil mi? Gün içinde onlarca kez terler, susarız. 15 dakikalık bir evden çıkma sonucunda, eve döndüğümüzde en büyük dostumuz büyük bir bardak soğuk su değilmidir ? Sonuçta biz bir insanız. Günde bilmem kaç litre su içmeye ihtiyacımız var. Ve yazları bu miktar 2-3 katına çıkabiliyor.
Tamam hoş, hergün su içeriz falan; yanımızda bir yerde çalışan, o an için imkanı olmayan kimseler varsa onlara su ikram ederiz, eve gelen misafire su içermisiniz falan diye sorarız.. Herkes susadığı zaman koca bir bardak soğuk suyun hayalini kurar. Fakat kimse düşünürmü, “ya bugün su içemezsem?” diye ? Hanginiz yakıştırırsınız kendinize, bugün imkanınız olmadığı için su içememeyi ? Düşünmesi bile değişik değil mi.. Sonuçta su hayattır. Onsuz yaşamak imkansız gibi birşey.. Ama unutmayın ki, su TÜM CANLILAR İÇİN YAŞAM KAYNAĞIDIR ! Etrafınızda onlarca sokak hayvanı vardır eminim. Bu hayvanlara sokakta kalmış garibanlar olarak değil de, pis sokak hayvanları olarak bakarsınız bundan da eminim. Ama nasıl biz insanların suya ihtiyacı varsa, aynı şekilde onların da vardır. Tamam bizden daha dirençliler, kabul edebiliriz. Yazın olmasada, kışın ve baharlarda uzun zaman su içmeden durabilirler, yada susadıklarında doğal sebeblerin getirdikleri sulardan faydalanabilirler. Fakat yazları, özellikle bu yaz.. Tüm bilim adamların tarihin en sıcak yazı diye nitelendirdikleri yazlardan olan hani.. Tüm hayvanlar hergün en az bizim kadar susar. Yazları, onlarında dirençleri kırılır ve su bulmaları kuraklık yüzünden aşırı zor hale gelir. Sizde bu sıcak yaz günlerinde, her sabah kapınızın önüne bir tas su koymaya ne dersiniz.. ?
Saygılarımla, Berke Kaçmaz..
Bu “Hey” diye seslendiğim şahıs aslında beni.Yazın sıcakların artmasıyla kendimi daha bitkin , daha bedbaht hissetmeye başladım.Tabi bir de hayatımdan bazı şeylerin eksilmesi , azalması, kaybolması da bunları tetikliyor.
Ne zaman bi dönüm noktasına , yol ayrımına gelsem hep ruhum bi ızdırap çeker.Kendimi hep bedbaht hissederim.Halbu ki hayat kimsenin ardından göz yaşı ökecek kadar asil değil.
Gerek yok ; kırılmalara,alınmalara,gücenmelere…
Gerek yok; kalp kırmaya, kopmaya ,ayrı düşmeye…
Bazan çok acele ediyoruz isteğimizin hemencecik oluvermesi için. İnsan oğlu hayatı dolu dizgin yaşamak ister doğası gereği.Sonuçlarını, artısını , eksisini düşünmeden.
Ve ben ! hep hesaplı yaşıyorum saqnırım hayatımda ki herkesinde benim gibi benim penceremden bakmasını istiyorum.E haliyle kırılıyorum, güceniyorum,terk edilmiş hissediyorum.
Silkelenip kendime gelmem lazım
Elimdekilerin farkında olmam lazım. Kayıplarınım da aslında bir kazanç olduğunu görmeliyim.
”
Aşkla geçen ömür beyhude yaşanmıştır.Acaba ilahi aşk peşinde mi koşayım, mecazi mi,yoksa dünyevi mi,semavi ya da cismani mi diye Sorma !Ayrımlar ayrımları doğurur.AŞK’ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır AŞK. YA tam ortasındır merkezinde! ya da dışındasındır, hasretinde.”
Mevlana
Hey ! Mehtap ! Kendine GEL ![]()