İnsanlık varoluşundan iki şeyin peşindedir…Biri güç, diğeri özgürlük. Gücü elde eden özgürlüğü vaadeder. Özgürlüğü umut eden güçten medet umar. İnsanoğlu güç ile özgürlüğün bir arada olamayacağını bir türlü anlamamıştır.
Aslında insan özgürlük ve onu nerede arayacağı konusunda da büyük bir hataya kapılmıştır… Özgürlüğü siyasetin ve ekonominin getireceği bir değer olarak algılamış ve bu yüzdendir ki varoluşundan beri bu kavrama ulaşmayı başaramamıştır…
Siyasetin getireceği düşünülen özgürlük için, yine bir siyaset adamı olan Lenin, “Devlet varsa özgürlük yoktur. Özgürlük olduğunda devlet olmayacaktır.” sözüyle uğraşının boşa olduğunu dile getirmiştir. Bu dile getiriş aslında bir itiraftır. Boş bir umuttan boş bir amaç uğruna, boşu boşuna vazgeçmektir…
Ekonominin getireceği düşünülen özgürlük ise; paranın esiri olmuş kişilerin, kendi esirlerini yaratmalarından başka bir şey değildir…
Son olarak bu iki kavramın dışında, insanın özgürlüğünü kendi içinde gerçekleştirebileceği olasılığı üzerine konuşmak bile saçma heralde…. İnsan Nietzsche’nin belirttiğini gibi ona hükmeden düşüncelerinin esiridir.
Özgürlüğün olduguna inanmıyorum bir sürü tezi var yani bunun kanıtlanmış, Siyaset felanda artık sarmaz hale gelmiş ülkemizde, Para dersen belli başlı kişilerde.
özgürlük yalan hep kendimizi özgür sanıyoruz ama değiliz
O zaman belki de özgürlük; en katıksız haliyle insanın düşüncelerinde, kendi içselliğinde özgür olması ile mümkün. Ruhumuza da kelepçeler vuracak değil ya bu kokuşmuş sistem?
hayır. o şekilde de değil, arıza adam. insan yarattığı düşüncelerine de esir oluyor. yaratırken de daha önce yarattığı düşüncelerine esir.
